2 GECE - 3GÜN

HOCA AHMET YESEVİ TURU | PİR-İ TÜRKİSTAN

1.GÜN: İSTANBUL - ÇİMKENT (KAZAKİSTAN)

Akşam 20:40 ta Atlas Jet H.Yolları ile Kazakistan Çimkent’e uçuş sabah 04.40 varış.

2.GÜN: ÇİMKENT

Sabah Namazı’nı Çimkent’te kılıyoruz.Namaz sonrası otele geçiyoruz ve Kahvaltıdan sonra otel müsaitse otelde birkaç saat istirahat ediyoruz.Müsait değilse gezimize başlıyoruz. Sayram yerleşkesine doğru yola çıkıyoruz. Burada Yerel Tarih Müzesi “Sayram”, Mar-Tobe, Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin babası İbrahim-Ata’nın kabrini ve annesinin kabrini ziyaret ediyoruz. Çimkent’e islâmı yaymak için ilk gelenlerden Abdülaziz Bab’ı ziyaret ediyoruz.Daha sonra Ortaçağ Minaresi gezilecek. Sayram yerleşkesi Çimkent yakınlarında, Ortaçağ İpek Yolu’nun en büyük merkezlerinden biri olan Ispidzhab’da konumlanmıştır. Şehir gezisinden sonra otele geçiyoruz, akşam yemeği ve konaklama otelde.

3.GÜN: ÇİMKENT - YESİ - ÇİMKENT

Sabah Kahvaltısı sonrası Otobüsle Ahmet Yesevi hazretlerinin K.S türbesinin bulunduğu Yesi’ye hareket ediyoruz. Ahmet Yesevi Hazretlerini ziyaret ediyoruz.Ziyaret sonrası antik Türkistan yerleşkesi, eski kabristan, kapısıyla birlikte kale, Halvet yer altı camiini ziyaret ediyoruz. Daha sonra Ahmet Yesevi Hz.nin Hocası Arslan Baba Hz.ni ziyarete gidiyoruz sonra Yerel Tarihi Müze “Otrar”, antik Otrar yerleşkesinde ki arkeolojik bölgeyi geziyoruz. Otrar, ortaçağ filozofu ve bilim adamı olan Al-Farabi’nin doğduğu ve yaşadığı şehirdir. Otrar gezisinden sonra M.S 500 yılında Semerkand, Buhara ve Hiva’dan yola çıkıp Kazakistan’ın kuzeyine giden kervan yolunun yanında bulunan eski Türkistan’a gidiyoruz. Türkistan bir zamanlar Kazak Hanlığı’na başkentlik yapmıştır. Daha sonra Çimkent’e doğru yola çıkıyoruz akşam yemeği ve konaklama otelde. .

4.GÜN ÇİMKENT – İSTANBUL

Gece 04:00’da havalimanına hareket ve 06:40’ta İstanbul’a uçuş ve Turumuzun sonu.


Hoca Ahmet Yesevi Kimdir - Pir-i Türkistan ?


Türkistan´da yetişen en büyük velilerdendir. Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diyede tanınır. Babası Hace İbrahim´in nesebi Hz. Ali’nin oğlu (R.A.) Muhammed bin Hanefi´ye dayanır. Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. çok küçük yaşta babasını, 7 yaşında da annesini kaybetmiştir. Yesi şehrinde ilim ve terbiye tahsil etmiştir. Bundan dolayı YESEVİ nisbetiyle şöhret bulduğu kabul edilmiştir. Yesi´de, önce Arslan Baba Hazretlerinden ders aldı. Arslan Baba´nın vefatıyla Buhara´ya gitti. Orada Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf’u Hemedani’ye bağlandı ve manevi ilimleri tahsil etti. İnsanlara doğru yolu göstermek için ondan icazet aldı.

Buhara bu tarihlerde Karahanlıların hakimiyeti altındaydı ve devrin en büyük ilim merkezlerinden biriydi. Dünyanın çeşitli yerlerinden talebeler buraya gelip ilim tahsil ediyorlardı. Buhara´da güçlü bir Hanefi Fıkıh geleneği mevcuttu. Hoca Buhara´da bir müddet ders verdi. Daha sonra bu vazifeyi başkasına devredip Yesi´ye döndü ve burada talebe yetiştirmeye başladı. Büyüklüğü ve şöhreti kısa zamanda Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına yayıldı. Zamanın en büyük ve üstün evliyalarından oldu. Zahiri ve batıni bütün ilimlerde derin alim olan Ahmet Yesevi Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile görüşür sohbet ederdi. Günün büyük bölümünü ibadet ve zikir ile geçirirdi. Zamanının arta kalan diğer bir kısmında, talebelerine zahiri ve batını ilimleri öğretir, günün kısa bir bölümünde ise, alın teri ile geçimini sağlamak üzere, tahta kaşık ve kepçe yapıp bunları satardı.

Ahmet Yesevi Hazretleri yetiştirdiği talebelerinin her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslâmiyetin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağladı. Onun bu şekilde gönderdiği talebelerinden bir kısmı da Anadolu’ya geldiler. Bu vesileyle onun yolu Anadolu’da yayılıp tanındı. Anadolu’nun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi işaretiyle hazırlandı.Talebelerinin gayretiyle Anadolu ebediyyen Türk yurdu oldu.

Ahmet Yesevi Hazretlerinin en önemli özelliği, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen çok sade bir Türkçe ile Hikmet denilen eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izler bırakmış olmasıdır. Bu hikmetli sözlerde şeriat erkânını ve tarikat adaplarını anlatmıştır. Yesevi Ocağı aynı zamanda bir tarikattır. Yeseviliğin, adapları müridlerin uyması gerekli hususlar ve ahkâmları vardır. Yesevi dergâhı, fakirler, yoksullar, yetim ve çaresizler için bir sığınak yeriydi. Bu dergahlar aynı zamanda, tekke edebiyatının ilk temsil edildiği yerler olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri tekke edebiyatının ilk temsilcisidir. Bu vesileyle Anadoludaki Türk edebiyatının yeşerip gelişmesine zemin hazırlamış, Yunus Emre gibi büyük dervişlerin yetişmesine sebep olmuştur. Bu şekilde yetiştirdiği talebelerinden tayin ettiği halifeleri şunlardır; Mansur Ata, Abdulmelik Ata, Süleyman Hakim Ata (Bu Türkler arasında en meşhur halifesidir) Muhammed Danişmend, Muhammed Buhari (Sarı Saltuk) Zengi Ata, Tac Ata v.b. Bu halifelerinin yetiştirdiği birçok talebe ki; Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi talebeler Anadoluda, Ahmet Yesevi Hazretlerinin çizdiği yolda ilerlemişler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır.

Sade bir Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındaki Hikmet adlı şiirleri, Çin´den, Marmara sahillerine kadar yayılıp, Türk Milletine manevi ışık olmuştur. Hazretleri Hicri 590 (1194) de Yesi şehrinde vefat etmiştir. Kabri üzerine türbe, 200 yıl sonra, Timur Han tarafından inşa edilmiştir. "Kafir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma.Çünkü kalbi kırmak Allah´ü Teala´yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol."

ÇİMKENT
Çimkent, Kazakistan’da çok nüfuslu bölgelerden biri olup Kazakistan’ın Güney Kazakistan Eyaleti’nin merkezidir. Çimkent 661.200 nüfusuyla Kazakistan’da Almaata ve Astana’dan sonra en büyük 3. kenttir ve ülkenin önemli metropollerindendir.

Şehir coğrafik olarak Güney Kazakistan’da Sayram Nehri vadisinde kurulmuş olup, denizden yüksekliği (rakım) 512 metredir. İklimi yumuşak ve Kazakistan’ın en sıcak yerlerinden biri olarak da bilinmektedir. Çimkent Almaata’nın 690 km batısında, Taşkent’in 120 km kuzeyinde bulunmaktadır. Türkistan-Sibirya Demiryolu kavşağında bulunan kentte ayrıca Çimkent Uluslararası Havaalanı da bulunmaktadır.Çimkent adı Türkçe iki sözcükten türemiştir.Çim (yerde yeşeren otlar) ve kent’ten (şehir merkezi) türemiştir. Kazakça ve Özbekçe’deki şive farklılığından dolayı Şimkent olarak ta adlandırılmaktadır.

Çimkent Kazakistan’ın en eski şehirlerinden biridir. Şehirdeki tarihi yapıların bir kısmı 12.yy’dan kalmıştır. Tarihi geçiş yolları üzerinde olması sebebiyle şehrin tarihi İpek Yolu üzerinde küçük kervanların konaklaması amacıyla kurulduğu belirtilmektedir. Günümüzde de tren istasyonları ve karayolu trafiğinde de bu geçiş yolu özelliğini korumaktadır. Timurlenk zamanında Çimkent en önemli ticaret merkezlerinden biri sayılmaktaydı. 1810 yılına kadar Hokand Hanlığına bağlı iken, 1810-1864 arası Buhara Hanlığına bağlı olarak kaldı. 1864’de Rus işgaline uğrayarak önce Çarlık yönetimine ve ardından Sovyet yönetiminde kaldı. Ruslar 1914 yılında şehrin adını Chernyaev olarak değiştirilmiş ardından tekrar eski ismini almıştır. Sovyet döneminde 1930’lara kadar çinko, karakul koyunu besiciliği, at besiciliği, tekstil ve eczacılık alanlarında bölgenin en önemli kenti durumunda idi. Bugün kentte orta ölçekli rafineriler ve Petro Kazakistan Çimkent Rafinerisi bulunmakta, ayrıca çimento, kimya sanayi(özellikle fosfat işleme), gıda ve imalat sanayinde Kazakistan’ın önde gelen şehirleri arasında bulunmaktadır.

Şehirlerarası Telefon Kodu: +7 7252
Kazak para birimi: Tenge
1 TL: 116,5 Tenge
1 Dolar : 344 Tenge


DİVAN-I HİKMET’TEN BİR BÖLÜM
Sabah erken pazartesi günü yere girdim
Mustafa ya matem tutup girdim ben işte
Altmışüçte sünnet dedi işitip bildim
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Yer üstünde dostlarım matem tuttu
Bütün alem 'Sultanım'deyip nara çekti
Hakk'ı bulan gerçek sufiler kanlar yuttu
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

“Elveda” deyip yer altına adım koydum
Aydın dünyayı haram kılıp Hakk’ı sevdim
Zikrini söyleyip yalnız olup yalnız yandım
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

'Taha' okuyup akşam ve geceler kaim oldum
Gece namaz gündüzleri oruçlu oldum
Bu hal ile yer altında daim oldum
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Altmış gece altmış gündüz bir kez yemek
Tan atana kadar namaz kılıp bir kez selam
Altmış üçte oldu ömrüm sonunda tamam
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Hakk Mustafa ruhu gelip oldu imam
Bütün varlık yer altında oldu köle
Çok ağladım Hakk Mustafa verdi müjde
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Mirac gecesi 'Gözümün nuru evlad... 'dedi
Elimi tutup 'Ümmetimsin ümmet' dedi
'Sünnetimi sıkı tutasın gönüldaşım'dedi
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

'Kıyamette yol kaybedersen yola salayım
‘Muhammed’ deyip susamış olsan elini tutayım
Evladım deyip elini tutup cennete girdireyim...'
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Ey dostlar bu sözü işitip şevkim arttı
'Ümmet' dedi, iç ve dışım nura battı
Nurunu salıp cemalini Hakk gösterdi
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Cemalini görüp ruhum uçup arşa kondu
Musa gibi varlığım tutuştu yandı
Mecnun gibi eş ve dosttan kaçıp saklandı
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Yer altında eziyet çektim çok zorluk
Döşek yastık taştan yapıp çektim sıkıntı
Ey dostlar bu dünyada yok dinlenmek
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Ta zorluk çekmedikçe vuslatı nerede? ..
Hizmet kılmadan hal derdi olmaz peyda
Can ve gönlünü kılmadıkça Hakk'a tutkulu
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Yer altına girdim ise kendimden geçtim
Gözümü açınca Mustafa'yı hazır gördüm
İsyan ve cefa eden ümmetlerin halini sordum
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

'Ey evlad benden sorsan hani ümmet,'
'Ümmet' dedi göğsüm dolarak hasret yarası
'Ümmet için çok çekiyorum Hak'dan külfet'
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Ümmetlerimin günahlarını her Cum'â affet
Alıp geleyim ya Muhammed sen bunu ayır
Ta ki ağlayıp secde eyleyim Allah’a affet
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Her Cum'a affet ümmetlerin günahını
Alıp geleyim ya Muhammed gör bunu
Ümmetlerin neler kılar Ahmed senin
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Ben melekten utanç duyarım ey ümmetim
Yaratan'dan korkmaz mısın düşük himmetim
Gece yatmadan ibadet etsen hoş devletim
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Yer altına girdim dostlar iradesiz
'Amin' deyiniz âl, ashab ve çehar-yar
Ümmetlerin suçunu bağışla Allah'ım
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte

Kul Hoca Ahmed ben ikinci defteri söyledim
İki alem eğlencelerini meye sattım
Ölmeden önce can acısının zehrini tattım
Mustafa'ya matem tutup girdim ben işte


Yorumlar


 

Taksit Seçenekleri